Bu konuyu seçmemin nedeni, etrafımda gördüğüm birçok kişinin ne kadar az güldüğünü ve yüzlerinde çoğu zaman mutsuzluk ya da memnuniyetsizlik izlediğimin farkına varmamdır.
Bu farkındalık sanırım sadece bana özgü bir farkındalık da değil.
Uzun zamandır bu konuda yazmak istememe karşın “yarın yazarım”, “hafta sonu yazarım” diye erteliyor bir türlü yazamaya nereden başlayacağımı bilemiyordum. Bu gün kalemim beni bu konuyu yazmaya zorladı, belki de o benden önce, kendini hazır hissetti.
‘Gülmeyi, birbirimize merhaba diyerek gülümsemeyi’,yazı diline aktardığımda gerçekte konuya ilişkin duygularımı yansıtabilecek miyim, bilmiyorum. Madem karar verdim denemeye değer diye düşünüyorum.
Bana göre, keyif veren bir gülme, günlük yaşantımıza mutlu, olumlu duygularla başlama, sıkıntı, acı ve hatta çatışmaların ilacı.
Kanımca gülümsemek, neşelenmek, elem duygusunu azaltırken, umut duygusunun yeşermesine, kişinin başka kişilerle ilişki kurmasına da aracı olur.
O halde, iyileştirme, ,sakinleştirme, umutlandırma gibi özel güçleriyle gülmek, fiziksel ve duygusal sorunların hafiflemesi için önemli bir kaynak.
Gülmek, insanın bir yandan kendini iyi hissetmesini sağlarken, diğer yandan insana olumlu, iyimser bir bakış açısı da kazandırır. Umutlanma ve sorunlara çözüm bulabilme gücü ve cesareti de verir.
Hatırlayın yaşamımızda ki en zor anlarımızda bile bir kahkaha ya da basit bir gülümseme, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlamıştır. Bazen bu acı günümüzde nasıl oluyor da gülebiliyoruz diye kendimize kızdığımız ya da suçlandığımız olmuştur. Ancak o sırada devreye giren gülebilme bize yaşamın bir başka yüzü olduğunu anımsatarak acıya katlanma eşiğimizi, gücümüzü arttırır.
Karşılıklı gülebilmek, ilişkinin güçlenmesini sağlarken olumlu duyguları tetikler ve duygusal bağın sağlamlaşmasına yol açar. Birbirimize gülümsediğimiz zaman aramızda bir bağ oluşur ve bu bağ yaşamın zor anlarında, umutsuzluğa düştüğümüz zamanlarda önemli bir destek güç olarak yanımızdadır.
Genel olarak tüm duyguların paylaşımı, ilişkinin gücü bağlamında çok önemlidir.
Örneğin. ‘birileriyle ağlamak, birilerine sıkıntılarımızı anlatmak, yalnız ağlamaktan ya da sıkıntılarımızı paylaşamamaktan daha fazla onarıcıdır’. Ancak, gülmek, acı, yas, tükenmişlik gibi duyguların paylaşımına yardımcı olurken, insana yeterlilik duygusunu kazandıran. Eğlenme, canlılık ve keyfi de içinde barındırır.
Bir başka söyleyişle, gülebilme yetisi ya da becerisi yaşamı sadece keyifli hale getirmez aynı zamanda sorun çözme başkalarıyla ilişki kurma ve yaratıcılığın gelişimine yardımcıdır.
Zaman zaman neden birbirimizden, gülümseyerek bir ‘merhaba’ sözcüğünü esirgeriz diye düşünmüyor musunuz?
Günlük yaşantımıza bilerek, bilinçli olarak, daha fazla merhaba, biraz neşe ve gülme katarsak yakın ilişkide olduğumuz kişilerle aramızda çok daha sağlıklı birliktelikler oluşabilir.
Yaşam baş etmemizi gerektiren birçok zorla dolu. İnsanlar zorlarla baş etmeye çalışırken birbirine yabancılaşmaya, yalnızlaşmaya başladı ve bu sonuç hiç kimse için bir sır değil.
21. yüz yıl bütün zorlarıyla karşımızda ancak, zorlar ve sorunların çözümleri birlikte olunduğunda daha kolay bulunur. Eğer birlikteliğin anahtarlarından bir tanesi, ‘gülmek’, ‘merhaba’ demek ise, bir başka deyişle ilişkiyi keyifle başlatmak ve dostlukları pekiştirmenin bir yoluysa neden birbirimizden bu davranışı esirgemelim…
Gülmeyi, merhaba demeyi özel günlere ya da anlara bırakmayalım. Saklamayalım. Bu gün çok özel bir gün…